İki Gözümün Çiçeği Türkiye'ye Geldi | 2018.04.22


Hayattaki şansım keşke hep böyle olsa. Kore'de takip ettiğim hepi topu bi tane ünlü var; FT Island grubundan Lee Hong Ki. Onca insan arasından yaşadığım şehre kadar gelmiş olması kadar güzel başka bir şey var mı bilemiyorum.

O günün hikayesi biraz enteresan. Ama biraz daha gerilere gidelim önce.

FT Island, MusicBank ile istanbul'a geldiğinde ben bunu çok geç öğrenmiştim ve dolayısıyla da gitme şansımı kaçırmıştım. Kendimi o günden beri hep "Olsun Türkiye'yi çok beğendi. Bence bir daha gelir. Hatta Pamukkale'ye bile gelir bence" diye diye teselli ettim.

Youtube'da sırf kızın sevimliliğinden dolayı takip ettiğim bir kanal var. Hong Ki, Türkiye'ye geldiğini paylaşmadan 3~4 gün önce o kanalda bir videoya denk gelmiştim; birinin rüyasına nasıl girersiniz diye bir başlığı vardı. Aslında daha çok birinin zihnine mesaj gönderme ile ilgili bir konudan bahsediyor. Boş vakitlerimde youtube da gezip değişik videolar izlerim öyle. Neyse, bi deneyelim bakalım anlattıklarını dedim. (Ailenin delisi ben olduğuma...) Ama hoşlandığım herhangi bi insan da yok. Düşündüm düşündüm insan gelmedi aklıma. Dedim o zaman Hong Ki'yi alet edeyim ben buna. Oyunu kuralına göre uygulamak lazım. Öyle birinin zihnine girip muhabbet edemiyorsunuz. Kısa ve öz olmalı. Biraz daha düşündüm ne diyelim diye. Türkiye'ye gel denir ne denir başka.

İşin şakası bi yana böyle bir oyundan sonra bir de baktık ki Hong Ki Kapadokya'da. Tesadüfün böylesi 😍
Dedik Kapadokya'ya gelen Pamukkale'ye de gelir. Ama ne zaman? O önemli asıl. Cepte Pamukkale'ye girecek para yok (ay sonu). Cuma günü dövmecide randevum var oraya gideceğim. Nasıl dua ediyorum ama nolur cuma gelme cumartesi ya da pazar gel diye.

Ve o gün geldi çattı...

Sabah uyandım. İçimde bir dışarı çıkma hissi var. Pamukkale'ye mi gitsem telefeliğe mi çıksam hesap yapıyorum. Arkadaşlarımdan biri memleketine gitmiş diğeri arkadaşının gelin hamamına falan... Bu arada da internet paketim hep artar, bu ay biteceği tutmuş. Bir şekilde HongKi'nin instagramı kontrol ediyoruz sürekli. Arkadaşlarla iletişim halindeyiz falan. Bir şekilde denk geldi kampüse çıkıp başka arkadaşlarımla buluştuk ama 3 gibi dağılacağımız tuttu. Eve döndüm ama kulağımın arkasında bir ses diyor ki "gitme eve!" İçinizdeki sese kulak verin arkadaşlar. Sizi neyin beklediğini bilemezsiniz. Büktüm boynumu geldim eve. Dizi izleyip yemek yiyorum. Bir anda mesaj geldi telefon çaldı falan bi tamsiyon yükseldi: HongKi post atmış! Pamukkale mi burası değil mi derken... Yahu Pamukkale'nin en ücra köşesinden fotoğraf mı atılır çocuğum.. Ben ki Pamukkale'ye kaç kere gitmişimdir sayısını bilmem. O açıdan bir an tanıyamadım. Hemen girdim Google Map'e başladım karış karış aramaya. Antik tiyatrodaki taşları kapıları sayıyorum artık. En sonunda hemen arkasındaki dağdaki elektrik direklerini saydım ve dedim "Gelmişler!"

Hemen gelin hamamına giden arkadaşımı aradım. Denizli'nin bir ilçesine gitmişlerdi. 9'dan önce Pamukkale'de olmamın imkanı yok dedi. Saat 6 ama benim bile evden Pamukkale'ye gitmem 1 saat. Telefonu kapattım ve bi 5 dakika karar vermeye çalıştım. Dedim ki kendi kendime, "Bu bileğe more brave niye yazdırdın? İşte fırsat! Şurdan Pamukkale'ye tek başına gidemeyen insan Kore'de tek başına nasıl gezecek?!" Biraz gaz biraz fırçayla, tuttum Pamukkale yolunu...

Koskoca Pamukkale ilçesinde kolay mı öyle Hong Ki aramak. Bir de Pamukkale'ye gelenlerin çoğu Karahayıt'taki otellerde kalıyorlar. Öyle olsa mümkünatı yok yani bulmamızın. Dedim ayaklarım beni götür... Sokağa geldim bir kalabalık toplanmış bir yere. Dedim "buldum oni!" Başka arkadaşlar da var bekleyen. Kıyamam iki gözümün çiçeği bağdaş kurmuş yemek yiyor. Aynı ben. Biz de kedi yavrusu gibi camın dışından izliyoruz. Çok da rahatsız etmek istemiyoruz. Yolun karşısında duruyoruz çoğunlukla. Ama dayanamıyoruz da sonra. Resim çektirmediler ilk başta. Zaten ekiptekiler sokakta durmamızı bile istemiyorlar. Korece konuşuyor, sanıyor ki anlamıyorum. Yahu Kore'deki fanlara kıyaslasan hiçbir şey de yapmadık yani. Uzaktan izledik fotoğraf çektik falan. O da karanlıkta belli bile olmuyor. Hong Ki arada bize bakıyor. Şaşırdı tabi.. Yemeği bitti. Bizimkindeki oturuşu görmeniz lazım. Bizim buraların ağası sanki. Tek dizini de kaldırdı yukarı, elini de o dizin üzerine koydu. Sanırsın Maho Ağa. Bu kadar mı yakışır bir şebeğe ağa oturuşu bile. Baktı bekliyoruz hala (yarım saat falan), kıyamadı bize. Kapının önüne çıktılar sigara içelim hava alalım bahanesiyle. Kıyamadı geldi bizle fotoğraf çektirdi. Hepimize tek tek sarıldı. Yanımda duran amca da diyo bi gitseler de kurtulsak artık. Bizim kızlar da diyo cevap versene şuna. Dedim dur bi dinleyelim ne diyorlar. Sonra o girdi içeri. Biz de ufaktan yavaş yavaş uzaklaştık oradan. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar