Hayalin Hayatın Olursa ~ 1 | Kendini Bulma

Dikkat! Bu bir kişisel gelişim yazısıdır!

Şimdi sizlere, bir hayal nasıl hayat bulur onun hikayesini anlatacağım.. Suzy'nin hikayesi, Suzy'nin dünyası...

Kendimi arıyorken
tam da olmak istediğim yerdeyim



Sene bin dokuz yüz çift sıfır... Çünkü ben bile tam olarak hangi tarihe tekabül ettiğini bilmiyorum. "gezentiliklerim" diye bir blog açmıştım kendime...

Hmm... Sanırım biraz daha geriye gitmem gerekiyor. Boşanmış bir ailenin tek çocuğu olarak yetiştim ben. Hayatımı da hep bir valize sığdırdım. Hani boşanırken aileler hep der ya, "artık iki tane evin olacak." Ben de o iş pek öyle olmadı. Bir yere ait olamama diye adlandırdığım tuhaf bir his, yaşamın boyunca benimle geldi. Bu kimilerine göre iyi, kimilerine göre ise kötü bir durum. Aslında bakarsanız bu, durumu nasıl avantaja çevirdiğiniz ile alakalı.

Velhasıl

Dönelim "gezentiliklerim"e,

Lise çağlarında falandım bu bloğu açtığımda. Gittiğim, gezdiğim birkaç yeri paylaşmıştım. Bir süre sonra artık daha fazla gezemediğimi fark edince kapattım. Lisede biraz edebiyatla ilgilenince de deneme yazıları ile başladığım bir blog açtım.

Üniversiteye geldiğimde artık pek de fazla yazamaz hale gelmiştim. Şans eseri Korece öğrenmeye başladım. [Evet şans eseri. Bu bir başka günün hikayesi.] Yavaş yavaş Asya kültürüne dalmaya başladığımda, kendimle ilgili unuttuğun bir şeyi hatırladım birden. Küçükken hiyeroglif yazılar hep ilgimi çekerdi; özellikle de "Gizem Avcısı" dizisinin popüler olduğu dönemlerde ben de farklı alfabeler, şekilli yazılar, ölü dillerle ilgileniyordum. Hatta üniversite sınavına hazırlanırken, bir ara Japon dili mi okusam diye bile düşünmüştüm. Ama puanı çok yüksekti.

Çok çabuk çevresinin etkisinde kalan bir insanım. Sanki bana ait olan şeylerden sadece birini seçmem gerekiyormuş gibi. Gezmeyi seviyorum, fotoğraf çekmeyi seviyorum, zaman zaman yazmayı da seviyorum, çizmeyi, tasarlamayı, dans etmeyi, Asya tarih ve kültürünü didik didik etmeyi ve daha birçok şeyi.... Sonra bir kitap buldum:

S*ktir et
Sevdiğin işi yap
Başladım kendi hayatımın analizini yapmaya. Ve şunu dedim kendi kendime: "Neden tüm sevdiğim şeyleri bir arada yapamayayım ki?"
Dansa birlikte gittiğim arkadaşlarım Asya ile ilgilenmiyorsa ne olmuş?
Bir kimyager olarak okuldaki arkadaşlarıma hepsi tamamen yabancı kelimeler gibi geliyorsa ne olmuş?
Benim gibi Asya ile ilgilenen arkadaşlarımla dizi film veya ünlülerden başka dedikodu yapamıyorsam ne olmuş?
En önemlisi de gezip görmek istediğim yerler varken buna ayıracak bütçem yoksa ne olmuş?
Kişisel gelişim, doğal taşlar ve bu tarz eski kültürler ile ilgilenen yanımı hiçbir kaba sığdıramadım zaten.

Bildiğim bir şey var ki, bunca zıt şeyi birbirine bağlayan çok önemli bir ortak nokta var: BEN. Ve ben istersem bunları birleştirmeyi başarırım.
Kendimi birilerine, bir gruba, bir topluluğa vs. kabul ettirme kaygımdan kurtulduğum an, artık özgürdüm.

Kendini bulmak için yaptığım ilk adım "s*ktir et" felsefesini uygulamaya sokmak oldu. Bu zamana kadar birçok kişisel gelişim kitabı okumama rağmen, hiçbiri beni adım atacak enerji seviyesine çıkaramamıştı. Kitabın bana verdiği ödev; sevdiğin şeyleri yaz! Kendimi tanımak için en önemli adım. Ben de yazdım. Aklıma ne zaman ne gelirse, "Aa, buu yazmıştım" demeden, sürekli yazdım. En sonunda bu yazdıklarımı dolabımın üzerine yapıştırdım ve başladım analiz etmeye...
Neler tekrar etmiş?
Neler birleştirilebilir?
Nasıl bir sıralama yapmalı?
Karşımda bir sürü kağıtta yazılar, bana beni anlatıyordu.
Sonunda kendimi bulmuştum.
Geriye o ilk adımı atmak kalmıştı...

Yorumlar

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar