Karahayıt'ta Sıradan Bir Gün





Yabancı dil öğrenmenin en kolay yolu, o dili konuşan insanlarla diyalog kurmaktır. E tabi, gökten düşmeyecek bu insanlar. Sizin gidip bulmanız lazım. Bunun çeşitli kolay yolları var. Bunlara da zaman zaman değineceğim. 


Öğrencilerime her zaman söylerim: “Denizli’ gibi bir yerde yaşıyorsunuz. Elinizin altında Pamukkale gibi bir nimet var. Gidin orada Korelilerle sohbet edin.” Aynı şey Kapadokya, Efes, İstanbul, Ankara vs. Korelilerin sıklıkla ziyaret ettikleri turistik bölgeler ve civarında yaşayanlar için de geçerli. 


Henüz yeni Korece öğrendiğim zamanlardı. Daha çat pat birkaç kelime biliyorum. Onları da ya söyleyebiliyorum ya söyleyemiyorum. Buraya Koreli ve Çinliler çok sık geldikleri için Pamukkale/Karahayıt bölgesinde Asya mutfağına ait yemekler bulmak mümkün. Karahayıt’ta Koreli bir ortağı olan bir restorana ramen yemeye gittiğimiz sıradan bir gündü. Bu fotoğraf da orada çekildi.


Bu tarz restoranlarda sağınızda bir grup solunuzda bir grup, sanki Kore’deymişsiniz gibi oluyor. Korece öğrenmeye yeni başlayanlar için değerlendirilmesi gereken bir fırsat bence.


Koreliler sizin ne kadar iyi konuşup konuşmadığınıza pek takılmayacaklar. Ne anlattığınızın bile bir önemi yok aslında. Saçmalasanız veya yanlış söyleseniz dahi onlar buna şaşırıp sizi teşvik edecek tepkiler vereceklerdir. Buradan kalkıp dünyanın hangi yerine giderseniz gidin, orada birinin size Türkçe bir şekilde “merhaba” dediğini düşünün. Bu sizi nasıl şaşırtırdı ve ne kadar çok hoşunuza giderdi. Aynı şey onlar için de geçerli.

Bir “Merhaba!” ile başlar her şey…

Yorumlar

Popüler Yayınlar