Bir Anı ǀ Türkiye'de Yazar Olmak



Bazı şeylerin yanlış olduğunu biliyoruz ve yine de görmezden geliyoruz..

Neden mi böyle bir şey söyleme gereği duydum? Çünkü, daha 2 gün önce (yani 11.03.2013'te) bir olay yaşadım ve sonrasında internette gezerken bununla ilgili bir yazıya rastladım. Sadece yorum yazayım derken, çoktan koca bir paragrafı doldurduğumu fark ettim.  
Bu nedenle yazıyorum..
Laboratuvar dersinin olduğu bir gündü. -Bu derse girebilmek için öncesinde bir sınava tabi oluyoruz. Sonra sınav kağıtları okunana kadar bir 15 dakikalık molamız oluyor.- Haliyle benim çalışmam lazımdı. Fen-Edb. Fak. kantininin hemen girişinde kocaman bir kitap tezgahımız var ve her gün gençten biri orada durur ve kitap satar. Ama o gün biri daha vardı orada.. Kantinle blok arasında koşuştururken birkaç kez gözüme takıldı ama dönüp bakamadım nedense. Sınavdan sonra, ara verildiğinde yine kantine gittik ve tekrar gördüm. Tanımadığımdan, ilk izlenimim; "yaşlı tonton bir amcam orada oturuyor, kitap satıyor" şeklinde oldu haliyle. Sonra masadaki kağıdı görünce anladım ki imza günüymüş. Gözüm iliştikçe merakım arttı ama eteklerimiz de tutuşmuş kiloPascal'ı atm'ye çevirme derdine düşmüşüz (grupça atıldık o gün bir de deneyden). Ben arkadaşlara diyorum, "Bir bakalım yahu.." onların aklı hala pascal'da... Derken... "Siz çayınızı alırken, ben kapının önünde bekleyeyim." dedim. Masaya yaklaşınca "Buyurun kızım" dedi, bir kitap uzatırken. Baktım masadaki kitaplar bir tane değil. Çeşit çeşit tarihi kitaplar var. Laboratuvardan önlükle çıkmışım. Öylece... Hiçbir şey yok yanımda. "Yanımda şuan para yok, sonra alayım." demeye utandım nedense. Sanki geçiştiriyormuşum gibi hissettim. Bunun üzerine, arkadaşlarımı da beklerken sohbet ettik yazarımızla. Çok mütevazi biriydi ve daha önce araştırdığım bir konu hakkında yazdığı bir kitabı olduğunu görünce o kitabı aldım. Benim için imzaladı.

Biraz ağır bir bölümüm var. Haliyle derslerin peşinde koşuşturmaktan çok fazla zamanı kalmıyor insanın. Dolayısıyla kitabı daha dün elime alabildim. Bu yazar hakkında daha çok fikir edinmemi sağladı. Kitabın arkasında 12 sayfalık bir kaynakça bölümü vardı. Buradan yazarın alelade bir yazar olmadığını gördüm. Bu akşam anneme anlatırken gittikçe meraklandım ve internette aramaya başladım. Bir yazıya rastladım. Buradan yazarın emekli bir tarih öğretmeni ve aynı zamanda da araştırmacı bir tarihçi olduğunu öğrendim. Bu yazarın adı Süleyman KOCABAŞ'tır. Talas/Kayseri'de Vatan Yayınevi'nin sahibidir ve aynı zamanda kendi evini "Tarih İhtisas Kütüphanesi" haline getirmiştir.

Buradan nereye varmak istiyorum?

Ben o gün şunu hatırladım: Günlük hayatın koşuşturmacasına o kadar dalmışız ki elimize bir kitap dahi almıyoruz. Ben o gün, o masanın önünün boş olmasından dolayı kendi adıma utandım. Genel olarak bilgisayar veya televizyon başında geçirdiğimiz zamanla kıyaslandığında, en basitinden bir gazete okumak bile zor geliyor çoğumuza. Yazarlara yeterince önem vermiyoruz, dememe lüzum yok sanırım.

Yazar hakkında daha fazla bilgi vermek isterdim. Yalnız okuduğum yazıdan kopyala-yapıştır yapmak onu yazan kişiye yapacağım bir haksızlık olurdu. Bu nedenle yazının linkini vermeyi daha uygun gördüm. Yazıyı "Türkiye'de yazar olmak: Süleyman Kocabaş" başlığı ile yazan Sn. Aktuğ, bu güzel ve bilgilendirici yazı için teşekkür ederim. Bir başka link de yazarın Anadolu Vakfı ile yaptığı soru cevap şeklindeki söyleşisi. Zaten hepi topu bulabileceğimiz bilgiler de bununla sınırlı.

Son olarak Sn. Altuğ'un yazısında çok beğendiğim bir noktadan alıntı yapmak istiyorum. Süleyman Kocabaş'ın kendisine söylediği sözler;
"Nazım Hikmet'i sol kesim sömürürken, Necip Fazıl ve Mehmet Akif'i sağ kesim sömürmekte. Eğer bende vefatımdan sonra sömürüleceksem tanınmamak en iyisi..."

Yorumlar

  1. çook haklısınn bencee bizim ülkemizde hiçbirr emeğe saygı göstermiyoruzzz..misal başka bi örnekk müzikk sanatcı hangi zorluklar yaptı o albümü kimse bilmiyo kaç ay yada yıl uğraştı aynı şey yazarlar içindee gecerlii artıkk emekçinin hakkının yenmesinnn onları böylee yok etmemeliyizzz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam olarak yok olmuş sayılmaz aslında ama azınlık olduğu bir gerçek. Bunu ben sadece bu yazar için söylemiyorum. Bu tamamen bir genelleme.Konu başlıklarını müzik, edebiyat, bilim... ne diye genişletirsek genişletelim sonuç neredeyse aynı.

      Sil
    2. evett aynnee öyleee malesef bu yöndee emekçilerimize hiç sahip çıkmıyorummm onlarınn neler yaptıklarını bilmiyoruzzz ve genlik bu konuda bence uyuyorr onları uyandırmak gerekkk...

      Sil

Yorum Gönder